Tepecik Eğit Hast Derg: 20 (2)
Cilt: 20  Sayı: 2 - 2010
Özetleri Gizle | << Geri
KLINIK ARAŞTıRMA
1.
Makromastide Yeni Bir Kavram: Meme Hacim Katsayısı (Mhk)
A New Consept In Macromastia: Breast Volome Coefficient
Ragıp Kayar, Murat Çobanoğlu, Mustafa Emiroğlu, Osman Güngör, Semra Salimoğlu, Metin Karadeniz
doi: 10.5222/terh.2010.53896  Sayfalar 57 - 62
AMAÇ: Klinik ve gerçek meme hacminin vücut kitle indeksinden (VKİ) ne ölçüde etkilendiğini araştırmak. GEREÇ VE YÖNTEM: Meme hacmi ve VKİ ilişkisi, ölçülen hacmi VKİ'ne bölmekle elde edilen sayıya "Meme Hacim Katsayısı" (MHK) adı verilerek incelendi. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde 352 sağlıklı kadın memesinin MHK ve VKİ ilişkisini araştırılmıştır. İkinci bölümde 968 sağlıklı kadın memesinde ayni ilişki incelendi. Üçüncü bölümde makromasti nedeniyle küçültme yapılan 99 memede gerçek meme hacmi (spesimen ağırlığı ve ameliyat sonrası ölçülen meme hacmi toplamı) ile VKİ ilişkisi değerlendirildi. BULGULAR: İlk çalışmada 700, 1000 ve 1500 mi. lik memeler için bulunan MHK ortalaması, sırasıyla 25. 35 ve 50 iken ikinci çalışmada bu rakamlar sırasıyla 24, 32 ve 50 olarak bulundu. Üçüncü çalışmada ise 700ml için değerlendirme yapılamazken, 1000 ml lik meme hacmi için MHK 30, 1200 ml için 40 ve 1500 ml için 50 olarak bulundu. SONUÇ: Ancak, ilk sonuçlar MHK ve meme büyüklüğünün doğrudan ölçüm rakamlarına göre daha güvenilir bir veri olabileceğini göstermektedir. Meme Hacim Katsayısının meme büyüklüğünü ölçen yansız bir kriter haline gelebilmesi için total mastektomi yapılan hastalarda spesimen hacminin ölçülmesi ve VKİ ile ilişkisini ileriye dönük ve yeterli sayıda hastada değerlendiren çalışmalara gereksinim vardır.
AIM: To search the impact of body mass index (BMI) upon breast volume. MATERIAL AND METHOD: The impact of BMI on breast volume was evaluated by using a new coeffıcient: Breast volume coeffıcient (BVC) was calculated by dividing measured breast volume to BMI. Our study has three parts: first on the 352 healthy breasts, second on another 968 healthy breasts measured breast volumes were correlated by BMI. Third study was on 99 breasts of patients undergoing reduction mammaplasty. These patients's breast volume was calculated by adding specimen weight to postoperative measured breast volume. Calculated breast volume was named as trie breast volume. BVC values were correlated by true breast volumes in each case. All breast measurements were made by Grossman-Roudner Disc (GRD) method. FINDINGS: In fırst part of study, Average BVC vvas found as 25,35 and 50 for the breast volumes of 700.1000 and 1500 ml respectivelv. These figures were determined as 24,32 and 50 for the sam e breast volumes in the second part of the study. BVC could not be determined fort the breast volume of 700ml,but it was 30 for 1000 ml,40 for 1200 ml and 50 for 1500 ml and 60 for 2000 ml, in third part of the study. CONCLUSION: It seems that BVC is a new parameter to evaluate the degree of breast volume more objectivelv. But for a more clear understanding of its meaning, we need further and prospective studies calculating BVC from specimen volumes of total mastectomy patients.

2.
Kesitsel Görüntülerde Dalak Hacminin Cavalieri Yöntemiyle Saptanması Ve Formüle Dayalı Yöntemlerle Kıyaslanması
Estimation Of Splenic Volume In Cross-Sectonal Images By Using Cavalieri Method: Comparison With Formula-Based Calculations
Gürhan Adam, Tuna İmamoğlu, Fatma Yaşar, Nuri Erdoğan
doi: 10.5222/terh.2010.84583  Sayfalar 63 - 69
AMAÇ: Cavalieri yöntemiyle elde edilen dalak hacim ölçümlerinin bu yönteme göre daha kılgısal olduğu varsayılan formüle dayalı iki farklı ölçüm yöntemiyle kıyaslamak. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışma, splenomegalisi veya dalakta yer kaplayıcı lezyonu olmayan 36 kişinin T2 ağırlıklı üst karın aksiye 1 MR kesitlerinde gerçekleştirildi. MR görüntüleme için Philips Achieva 1.5 Tesla MR cihazı ile alman 7 mm kesit kalınlığı ve 1,5 mm kesit aralığmdaki görüntüler kullanıldı. Dalağın hacmi iki farklı gözlemci tarafından Cavalieri ilkesine dayanan noktalı alan ölçüm yöntemi ve iki farklı yaklaşım içeren (A x B x C x k, ve A x B x C + k) formüle dayalı yöntemlerle hesaplandı. Cavalieri yönteminde kesit kalınlığının oluşturduğu olumsuz etkiyi gidermek için hata katsayısı %0.05'in altında olacak şekilde matematiksel düzeltme işlemi gerçekleştirildi. Gözlemciler arası uyum ve yöntemlerin ürettiği sonuçlar arasındaki ilişki istatistiksel olarak değerlendirildi. BULGULAR: Cavalieri yöntemiyle yapılan ölçümlerde gözlemciler arasındaki uyum oldukça yüksekti (R = +0,96). Formüle dayanan hesaplamalarda kullanılan çizgisel ölçümler için gözlemciler arası uyumlar da yüksek bulundu (R> 0,94). Bununla birlikte formüle dayalı hesaplamaların Cavalieri yöntemiyle yapılan hesaplamalarla ilişkileri orta-iyi derecedeydi (R=0,80). SONUÇ: Daha kılgısal olduğu varsayılan formüle dayalı hesaplamaların dalağın büyüklüğünü kaba olarak belirlemede faydası olabilir. Bununla birlikte splenomegali tanısı için arada kalınan olgularda ve büyüklük izleminin duyarlılıkla yapılması gereken durumlarda Cavalieri yönteminin kullanılması daha akılcı bir yaklaşım olacaktır.
AIM: To correlate splenic volume calculations obtained through 1.Cavalieri method based on point counting; and 2. the formula based approaches, which are presupposed to be more practical. MATERIAL AND METHOD: The study was conducted on T2 weighted axial MR images of upper abdomen in 36 patients with no evidence of splenomegaly and/or mass lesion. MR imaging was performed by Philips Achieva 1.5 Tesla MR equipment with 7 mm slice thickness and 1.5 mm gap. Splenic volume was calculated through Cavalieri method based on point counting and two different formula based approaches (A x B x C x k, and A x B x C + k).. To eliminate the negative effect of slice thickness in Cavalieri method, a mathematical correction was performed to keep the coefficient of error below 0.05%. Interobserver reliability of the measurements and the final calculations were statistically correlated. FINDINGS: The interobserver correlation in Cavalieri method was signifıcantly high (R=+0,96). Although the reproducibility of the linear measurements used in formula based approaches was high (R> 0.94), the correlation with the formula and point counting-based calculations was fair-to-good (R = 0.80). CONCLUSION: Formula based approaches, which are presupposed to be more practical, can roughly estimate the spleen volume. In borderline cases of splenomegaly, or in cases whom the spleen size estimations require more precision, Cavalieri method offers a more rational approach.

3.
Mide Kanserinin Cerrahi Tedavisi: 172 Hastanın Geriye Dönük Degerlendirilmesi
Surgical Treatment Of Gastric Cancer: Retrospective Anal Ysis Of 172 Patients
Taylan Özgür Sezer, Mehmet Görgün, Seçkin Tosun, Nihat Zalluhoğlu, Cezmi Karaca, Mustafa Ölmez, Savaş Selçuk, Cem Tuğmen, Eyüp Kebapçı, Sait Murat Doğan
doi: 10.5222/terh.2010.13446  Sayfalar 70 - 76
AMAÇ: Mide kanserinin cerrahi tedavisinde kliniğimizin 10 yıllık deneyimini sunduk. GEREÇ VE YÖNTEM: Ocak 1998-Aralık 2008 tarihleri arasında mide kanser tanısı konan 172 hasta geriye dönük değerlendirildi. Postoperatif 1 aydan sonraki ölümler ameliyatla ilgisiz kabul edildi. Ortalama izlem süresi 46 ay idi (37-65) Yaş, tümör yerleşimi, tümör boyutu, lezyon tipi, lenf metastazı ve operasyon şeklinin beş yıllık sağ kalım üzerine etkisi araştırıldı. BULGULAR: Hastaların 130'i erkek, 42'si kadın olup, ortalama yaş 58,3'di. 34 olgu inoperabl kabul edildi. 138 olguya cerrahi tedavi, subtotal (60 olgu) ve total (78 olgu) gastrektomi şeklinde uygulandı. Olguların 18'i evre I, 72'si evre li, 17'si evre III ve 27'si evre 4 idi. I aylık operatif mortalite sıfırdı. 28 olguda (%20.3) reoperasyon anastomoz kaçağı (15 olgu), reflü gastrit (lO olgu) ve kanama (3) olgu nedeniyle yapıldı. Olguların ortalama izlem süresi 46 ay (37-65) idi. SONUÇ: 5 yıllık sağkalım, subtotal gastrektomilerde (% 28.3) total gastroktomililerde (%16.7) ve inoperabl grupta sıfır bulundu. Lenfyayılımı, total gastrektomi, üst yerleşim, makroskobik tip (polipoid) ve çap (>6cm) kötü sağkalım ile ilişkili bulundu (p<0,05).
AIM: Topresentour lO-year experience in the surgical treatment of gastric cancer. MATERIAL AND METHOD: Between January 1998 and December 2008, 172 patients with diagnosis of gastric cancer were evaluated retrospectively. Deaths a month after operations were accepted unrelated to operation. Median follow up was 46 moths (37-65). The affect of age, tumor localization, tumor size, lesiontype, lymph metastasis and operation type were correlated with the 5 years survival. FINDINGS: Of these patients, 135 were male, 47 were female, and the mean age was 58,3. 34 cases were accepted as inoperabl. 138 cases were treated by surgery whether subtotal (60 patients) or total (78 patient) gastrectomy TNM stage distribution was 18 cases in I, 76 casesin Il, 17 casesin III and 27 casesin IV. There wasno operative mortality within a month 28 patients (20.3 percent) were underwent reoperation for anastomôsis leakage (15 çases), for reflı: ıx gastritis (10 cases) and hemorrhage (3 cases). Average follow-up period was46 months (37-65). CONCLUSION: Five year survival was 28.3 percent in subtotal gastrectomy group, 16.7 percent in totalmastectomy group and null in inoperable group. Lyniph node metastazis, total gastrectomy, proximallocation, inacroscopic type (polypoid) and tumor size over 6 cm were positively correlated with poor survival (p<0,05).

4.
Kadın Sağlık Çalışanlarının Serviks Kanseri Farkındalığı
Cervical Cancera A Wareness Of Female Health Employees
Hüseyin Can, Yasemin Kılıç Öztürk, Yusuf Adnan Güçlü, Faruk Öztürk, Şenay Demir
doi: 10.5222/terh.2010.01954  Sayfalar 77 - 84
AMAÇ: Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde (TEAH) görev yapan kadın sağlık çalışanlarının serviks kanseri, serviks kanserinin risk faktörleriyle ilgili bilgi düzeylerini; bu kanser türünden korunmada ve erken tamda yaşamsal önemi olup rutin olarak önerilen jinekolojik muayene ve pap yayma konusundaki tutum ve alışkanlıklarını belirlemektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Kesitsel, tanımlayıcı olarak planlanan çalışma, 2010 Ocak ayı boyunca, TEAH'de çalışan kadın sağlık personeli ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma kadın sağlık personeli içinden halen veya geçmişte cinsel aktif olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 316 kadın ile tamamlanmıştır. Histerektomi ameliyatı geçirmiş ve/veya jinekolojik kanser tanısı almış hastalar çalışma dışı bırakılmıştır. BULGULAR: Çalışmaya katılan 316 kadın sağlık çalışanından 110'u (%34,8) daha önce en az bir kez Pap yayma testi yaptırmış, 2065sı (%65,2) ise bu testi hiç yaptırmamıştır. Bu kadınların 73'ünün (%23,1) düzenli olarak jinekolojik muayene yaptırdığı, 243'ünün (%76,9) hiç jinekolojik muayene yaptırmadığı saptanmıştır. Çalışmamızda Pap yayma testi hakkında bilgi sahibi olanlarda, düzenli jinekolojik bakı yaptıranlarda, serviks kanseri ve riskleri, Human Papilloma Virüs ve aşısı hakkında bilgi sahibi olan kadınlarda Pap yayma testi yaptırma oranı yüksek olarak saptanmıştır. SONUÇ: Sağlık personelinin, koruyucu sağlık hizmetlerindeki rolü nedeniyle bilgi eksikliklerinin giderilmesi için hizmet içi eğitimlerin düzenlenmesi, epidemiyolojik çalışmalarla bilgi düzeylerinin ve eksikliklerinin belirlenmesi gerekmektedir.
AIM: To examine the awareness of female health employees (doctors, nurses, medical secretaries, esc.) working at the Tepecik Teaching and Research Hospital(TERH) about cervical cancer and its risk factors. Additionally we tried to search the attitude and behavior about gynecologic examination and pap smear screening of gynecologic cancers. MATERIAL AND METHOD: This study is planned as sectional, descriptive and realised among the female health employees at TERH, along January 2010. Recently or previously sexually active and have no hysterectomy operation 316 participants were included. FINDINGS: Nearly one third of the 316 female health employee 110 (%34,8) had at least once have a pap smear screening, the rest 206 (%65,2) had none. Overall, 73 (%23,1) of the responder were under gynecologic screening and the 243 females (%76,9) had not. Higher rates of information about pap smear, cervix cancer and its risk factors or human papilloma virüs and its vaccine were detected among participants under gynecologic screening. CONCLUSION: Health employees should be informed well enough about the importance of screening because of their preventive role in health of the general population.

5.
İnfertil Olgularda İntrauterin İnseminasyon Uygulanan Hastalarda Spermiogram, Hormon Profili Ve Daha Önce Uygulanan Tedavilerin Gebelik Sonuçlarına Etkisinin Araştırılması
The Effect Of Spermiogram, Hormone Profile And Treatment Modalities On The Results Of Pregnancy Rate In Infertile Patients Managed By Intrauterine Insemination
Savaş Coşkun, Hüseyin Can, Yasemin Kılıç Öztürk, Faruk Öztürk, Zozan Doğan Özbek, Çiğdem İspahi
doi: 10.5222/terh.2010.32628  Sayfalar 85 - 92
AMAÇ: Ege Kadin Hastaliklari ve Doğum Hastanesi infertilite polikliniğinde intrauterin inseminasyon(İUİ) uygulanan hastalarda gebelik oranlarini etkileyen nedenleri belirlemektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Nisan 2006 - Eylül 2006 tarihleri arasinda hastanemiz İnfertilite Polikliniğime başvuran hastalardan infertilite tanisi almiş ve IUI tedavisi uygulanmiş 310 hasta hastane kayıtlarından geriye dönük olarak değerlendirilmiştir. Hastalarda ovulasyon indüksiyonu klomifen sitrat veya gonadotropinlerle yapilmiştir. BULGULAR: Gebelik orani %5,2 idi. > 35 yaş, İUİ başarisi > 5 yil infertilite ve >15 yil evlilik süresi, sperm hazirlandiktan sonra <15xl06/ml ve/veya < %40 hareketlilik ile istatistiksel anlamli olarak etkilenmiştir(p<0,05). Diğer yandan tek tarafli tubal tikaniklik ve ovulasyon indüksiyonunda kullanilan tedavilerin gebelik oranlari üzerinde belirgin etkileri olmadiği görüldü. Çalişmamizda gebelik AMAÇ: Ege Kadin Hastaliklari ve Doğum Hastanesi infertilite polikliniğinde intrauterin inseminasyon(İUİ) uygulanan hastalarda gebelik oranlarini etkileyen nedenleri belirlemektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Nisan 2006 - Eylül 2006 tarihleri arasinda hastanemiz İnfertilite Polikliniğime başvuran hastalardan infertilite tanisi almiş ve IUI tedavisi uygulanmiş 310 hasta hastane kayitlarindan geriye dönük olarak değerlendirilmiştir. Hastalarda ovulasyon indüksiyonu klomifen sitrat veya gonadotropinlerle yapilmiştir. BULGULAR: Gebelik orani %5,2 idi. > 35 yaş, İUİ başarisi > 5 yil infertilite ve >15 yil evlilik süresi, sperm hazirlandiktan sonra <15xl06/ml ve/veya < %40 hareketlilik ile istatistiksel anlamli olarak etkilenmiştir(p<0,05). Diğer yandan tek tarafli tubal tikaniklik ve ovulasyon indüksiyonunda kullanilan tedavilerin gebelik oranlari üzerinde belirgin etkileri olmadiği görüldü. Çalişmamizda gebelik
AİM: To determine the factors that effect the pregnancy rates of the patients performed intrauterine insemination(IUI) at infertility department in Ege Obstetrics and Gynecology Hospital. MATERIAL AND METHOD: A retrospective analysis was undertaken between April- September 2006 to identify prognostic factors effecting the treatment outcome in 310 infertile patients managed by intrauterine insemination in which, ovulation was stimulated with clomiphene citrate or human menopausal gonadotrophin. FINDINGS: The overall pregnancy rate was %5,2. Statistical significance was present in success of İUİ by age > 35 years, duration of infertility > 5 years, marriage for >15 years, sperm concentration <15xl06/ml, motility < %40 after preparation. On the other hand, unilateral tubal obstruction, the treatment modalities used for ovulation induction had no significant effect on the pregnancy rate s. The amusing parameter effecting the pregnancy rates in our study is the IUI numbers performed. Patients İUİ acchieved twice, once or none have the pregnancy rates of 0(%0), 3(%3,19) and 13(6,95) respectively. CONCLUSION: Our findings suggest that having İUİ the first time may be considered as a predictive criteria of the success for pregnancy. In addition, further studies with wide series are necessary for determining whether the number of IUI effect the pregnancy rates or not.

OLGU SUNUMU
6.
Eşzamanlı Meme Ve Rektum Kanseri Olgusu
A Case Of Synchronousbreastand Rectum Carcinoma: .Multiple Primary Cancer
Ragıp Kayar, Osman Güngör, Gönül Demir Pişkin, Murat Çobanoğlu, Mustafa Emiroğlu, Murat Güner
doi: 10.5222/terh.2010.10337  Sayfalar 93 - 96
61 yaşında sol memede Evre 2B (pT2NıMo) meme kanseri tanısı ile meme koruyucu cerrahi uygulanan kadın hastanın kemoterapisi sırasında CEA yüksekliği saptandı. Yapılan PET-BT de rektum kanseri tanısı kondu ve aşağı anteriyor rezeksiyon uygulandı. İki tanı arasındaki süre 2 ay idi.Evre 3 (pT3N2Mo) diferansiye adenokarsinom tanısı kondu. 17 aydır tedavisi sürmektedir.
A sixty-one years old women with T2NlMo (stage 2B) breast carcinoma treated by conservative surgeıy had a high blood level of CEA during adjuvant chemotherapy.Rectal involvement was detected by PET-BT and her rectal carcinoma was treated by low anterior resection.The time between two operation was 2 months. A stage 3 (pT3N2Mo) adenocarcinoma of rectum on 8 cm from the anal verge was found. Her treatment has been continued since 17 months.


Copyright © 2019 Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dergisi. Tüm Hakları Saklıdır.
Lookus & OnlineMakale