E- ISSN: 2822-4051
The Journal of Tepecik Education and Research Hospital - Tepecik Eğit Hast Derg: 10 (3)
Volume: 10  Issue: 3 - 2000
CLINICAL RESEARCH
1.The Experience Of Hacettepe Medical Oncology Department in Chemotherapy For Primary And Metastatic Breast Cancer
Nilüfer Güler
doi: 10.5222/terh.2000.12050  Pages 97 - 107 (791 accesses)
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi görece yeni olmasına karşın pekçok yenilikleri başlatmış bir eğitim kurumudur. Kısa zamanda büyük ilerlemeler kaydetmesi burada örneğini göreceğimiz Tıbbi Onkoloji Anabilim Dalı gibi pekçok bölümüyle ülkemizde araştırmalara önderlik etmesinin doğal sonucudur. Bu yazıda adı geçen dalın Meme Kanserlerinin kemoterapisi alanındaki araştırmalarına toplu bir bakış sunulmaktadır.
Hacettepe Universty Medical School is a rather new irıstitution but it's not the reason for it to retain from starting many innovations in Turkish Medicine. Its success within a short time comes from its departments like Medical Oncology here, that are the leaders in the field of turkish medical research. In this paper a review of their studies on. Breast Cancer chemotherapy has been presented.

2.Results of Our Laparoscopic Operations
İzzettin Türkaslan, Sait Murat Doğan, Hacı Murat Çaycı, Serdar Kaçar, Fatih Kar
doi: 10.5222/terh.2000.30592  Pages 108 - 111 (732 accesses)
AMAÇ: Bu çalışmada Ocak' 99 -Temmuz' 2000 tarihleri arasında SSK Tepecik Eğitim Hastenesi 3. Cerrahi Kliniğinde laparoskopik yöntemle ameliyat edilen 71 hastanın sonuçları sunuldu. GEREÇ YÖNTEM: Hastaların yaşları, cinsiyetleri ve klinik durumları soruşturuldu. 34'ü kadın, 37'si erkekti Yaş ortalaması 51,2 idi. Dosyalar geriye dönük incelendi. BULGULAR: Serimizde ortalama ameliyat süresi 95.2 dakika yatış süresi 2.5 gün olarak bulunmuştur. Hastaların 47'si safra kesesi patolojileri, 14 hasta kasık fıtığı, 5 hasta özofagus patolojisi, 2 hasta idyopatik trompositopenik purpura, 1 hasta rektal prolapsus nedeniyle ameliyat olmuştur. SONUÇ: Sonuçlarımız bir çok genel cerrahi ameliyatının, laparoskopik yolla güvenli bir şekilde yapabileceğini göstermektedir.
AIM: The results of 71 patients who had been operated laparoscopically between January' 99 and July1 2000 in SSK Tepecik Teaching Hospital 3rd Surgery Deparment were presented. MATERIAL and METHOD: Of these patients 33 were women 37 were men. Avarege age was 51.2 years. RESULTS: Mean operation duration were 95.2 minutes and mean hospital stay were 2.5 days. 47 patients with gallblader pathology, 14 patients with ingunal hernia, 5 patints with esophagus pathology, 2 patients with sigmoid colon carcinoma, 2 patients with idiopatic thrombocytopenic purpura and 1 patient with rectal prolapsus were operated laparoscopically. CONCLUSION: Our results suggest that most of the operation in general surgery can be performed safely by laparoscopic technique.

3.Assessment of Corneal Central Thickness With Ultrasonic Pachvmeterin Glaucoma
Hülya Özcan, Abdülillah Yıldırım, Ekrem Talay, İlgün Canbeyli, Zühal Gürcan
doi: 10.5222/terh.2000.59389  Pages 112 - 117 (644 accesses)
AMAÇ: İzmir Tepecik SSK Hastanesi Göz Kliniği Glokom biriminde normotansif glokom (NG) tanısı almış 20 hastanın 40 gözü, primer açık açılı glokom (PAAG) tanısı almış 50 hastanın 100 gözünün ortalama kornea santral kalınlıkları Ultrasonik Pakimetri ile ölçülüp, sonuçlar sağlıklı 50 bireyin 100 gözü ile karşılaştırıldı. GEREÇ YÖNTEM: Hastaların oftalmolojik muayeneleri aynı hekim tarafından yapıldı. Çalışmamız Alcon Ultrasonik Pakimetri ile gerçekleştirildi. Her iki göze anestetik damlatıldıktan sonra hastalar karşıya doğru bakarken kornea ışık refleksinin 1,5 mm temporalinden korneaya bası uygulamadan prob korneaya değdirilerek her bir göz için toplam 5 kez kornea santral kalınlığı ölçüldü ve bunun ortalama değeri alınarak bu değer kornea santral kalınlığı kabul edildi. Değerler Shaffe testi ve varyans analizi ile istatistiksel olarak değerlendirildi. BULGULAR: Normontansif glokom grubunda kornea santral kalınlığı primer açık açılı glokom ve kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük saptanırken primer açık açılı glokom grubunda kontrol grubuna göre anlamlı fark saptanamadı. Kontrol grubumuzdaki hastalarda kornea kalınlığı ile göz içi basıncı arasında olumlu ilişki saptadık. SONUÇ: Sonuç olarak; glokom bulgusu olan hastaların göz içi basıncı ve ultrasonik pakimetri ile ölçülen kornea santral kalınlığının (KSK) birlikte değerlendirilmesinin doğru olacağı kanısındayız.
AIM: The central corneal thickness was evaluated with ultrasorıic pachymeter of 40 eyes of the 20 patients with normotension glaucoma (NTG) and 100 eyes of 50 patient with primary open angle glaucoma (POAG) are compared with 100 eyes of 50 normal person. MATERIAL and METHOD: The ophthalmological examinations of the patients were done by the same ophthalmologist. Our study was performed vvith Alcon Ultrasonic Pachymeter after a drop of anesthetic to the both eyes during the patients looked straight the probe touched to globe 1,5 mm temporal to the corneal light reflex and without pressure to the globe the measurement were done 5 times and the average value was considered as the corneal central thickness (CCT) The value was evaluated by Shaffe test arıd variance analysis. FINDINGS: In NTG group, the central corneal thicknesses were significantly lower than both POAG and control group. In POAG group the central corneal thicknesses were not statistically significant when compared with control group. In control group we found positive correlantion vvith intraocular pressure and CCT. CONCLUSION: As a result, evaluation of intraocular pressure and CCT evaluated with Ultrasonic Pachymeter are of value in glaucomatous patients.

4.The Effects of Anthihypertensive Therapy on Microalbuninuria in Patients With Essential Hypertension
Faruk Ergönen, Mert Özbakkaloğlu, Çiğdem Erten, Cenk Demirci, Coşkun Yavuzgil
doi: 10.5222/terh.2000.36043  Pages 118 - 127 (726 accesses)
AMAÇ: Çalışmamızda antihipertensif ilaç tedavisinin iki önemli grubu olan anjiotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri ve anjiotensin dönüştürücü enzim baskılayıcıları ile kalsiyum kanal durdurucularının birlikte kullanımı ile üç aylık bir tedavi dönemi sonucunda mikroalbüminüri üzerine etkileri araştırılmıştır. GEREÇ ve YÖNTEM: Çalışmamızda 29 hastaya anjiotensin dönüştürücü enzim baskılayıcı (Trandolapril) tek başma ve 28 hastaya ise hastaya ise kalsiyum kanal durdurucu (Verapamil) ile birlikte olarak verilmiştir. Tedavi öncesi mikroalbuminürisi olan her iki gruptaki hipertansif hastalarda 3 aylık tedavi sonrası proteinürinin azalıp azalmadığı değerlendirilmiştir. BULGULAR: Çalışmamızda gerek Trandolapril gerekse Trandolapril ve Verapamil alan her iki hasta grubunda da başlangıç mikroalbüminüri değerlerinin ortalamalarında 12 haftalık tedavi dönemi sonunda;>0.001 düzeyinde anlamlı düşme saptanmıştır. Tedavi dönemi sonunda mikroalbüminüri ortalamalarındaki azalma saptanmıştır. Tedavi dönemi sonunda mikroalbüminüri ortalamalarında azalma miktarı açısından her iki grup arasında istatistiksel anlamlılıkta fark saptanmamıştır (p>0.05). Çalışmamızda mikroalbüminürinin sistolik kan basıncı değerleri ile olan bağlantısını araştırmak üzere yapılan korelasyon analizinde, sistolik kan basıncı ile p<0.01 düzeyinde diyastolik kan basmcı ile ise <0.05 düzeyinde anlamlı ilişki saptanmıştır. SONUÇ: Çalışmamızda endotel işlev bozukluğunun (hasarının) bir belirteçi olan ve artmış kardiyovasküler hastalık riskine işaret eden mikroalbüminürili hipertansif hastalarda, anjiotensin dönüştürücü enzim baskılayıcı ve kalsiyum kanal durdurucu ilaçların mikroalbüminüriyi azalttığı sonucuna varılmıştır. İlaçların birlike kullanımları ise bu olumlu etkiyi arttırmamıştır.
AIM: We evaluated the effects of two main groups of antihypertensive drug management when prescribed alone or combined on microalbuminuria after 3 months therapy. METHODS: Twenty nine patients with microalbuminuria were treated with an angiotensin converting enzyme blocker, Trandolapril, at 2 mg daily dose and 28 patient used a combination therapy of Trandolapril at the some dose plus calcium channel blocker, Verapamil, at 180 mg daily dose. 3 months therapy, patients were evaluated for the effects of drugs on microalbuminuria. RESULTS: There was a strong correlation between the level of blood pressure either systolic (p<0.01) or diastolic (p<0.05) and microalbuminuria which is an established marker of endothelial dysfunction. There were statistically significant reduction at the end of 12 weeks therapy period in the quantity of microalbuminuria at the patients who were prescribed angiotensin converting enzyme inhibitor (p<0.001) and angiotensin converting enzyme inhibor with combination calcium channel blocker (p<0.001). CONCLUSION: Our observations marked that, angiotensin converting enzyme inhibitor and calcium channel blocker drug in the management of hypertension are beneficial effects on regression of microalbuminuria. There was no increase in this beneficial effect on microalbuminuria when drugs were combined.

CASE REPORT
5.ß-HCG and AFP Expression in Two Lymphoma Cases
Bilge Tarcan, Tevfik Balıoğlu, Ümit Bayol, Fatma Nur Aktaş, Işın Özeren, Güzide Uslu, Ender Barış, Ferruh Zorlu
doi: 10.5222/terh.2000.81225  Pages 128 - 131 (732 accesses)
Klasik olarak germ hücreli tümörlerde olumlu bulunan ß-HCG (insan koryonik gonadotropinin beta alt ünitesi) ve AFP'in (alfa tetoprotein) malin lenfomada görülmesi beklenmedik bir durumdur.Biri primer diğeri yaygın testis tutulumu olan iki olguyu klinik, histolojik ve imündoku kimyasal olarak inceledik. Neoplastik hücreler CD 45 (LCA), CD 20, ß-HCG ve AFP ile sitoplazmik ve membranöz olarak güçlü boyanma gösterdiler. ß-HCG'nin germ hücreli tümörler dışında birçok değişik malin tümörde de (sindirim sistemi, mesane, akciğer tümörleri) olumlu olabileceği birçok yazar tarafından bildirilmişse de; malin lenfomada bu ilginç durum tanımlanmamıştır. Germ hücreli tümörlerin ayırıcı histopatolojik tanısında malin lenfomadaki ß-HCG ve AFP boyanmanın önemini ve özellikle germ hücreli tümörlerde yanlış tanıdan kaçınılmasını vurgulamak istedi.
Positive staining of ß-HCG (beta subunit of human chorionic gonadotropin) and AFP (alfafetoprotein) is an uncommon and surprising phenomenon in malignant lymphoma cells. Two cases, one primary and the other secondary testicular lymphoma with clinical, histological and immunohistochemical findingf, were presented. Strong expression of CD 45 (LCA), CD 20, ß-HCG and AFP was observed on the membranes and cytoplasm of neoplastic cells. Although the positivity of ß-HCG in malignant tumors like gastrointestinal, bladder and lung cancer is well known, there are only two papers reporting this surprising positivity in malignant lymphoma. AFP expression has never been reported. To avoid a misdiagnosis, pathologist should be careful about the possible ß-HCG and AFP expression by lymphoma cells especially at localization where germ celi tumors are commonly found.

6.A Case of Ameloblastoma of The Mandibula
Zuhal Tuğsel, Nesrin Ergül, Murat Gomel
doi: 10.5222/terh.2000.63060  Pages 132 - 136 (721 accesses)
Bu makalede 26 yaşında bir kadın hastamızda sağ mandibuler 1. molar diş ile prosessus koronoideus arasında uzanan bir lezyonun denijeröz kist öntanısı ile marsüpiyalize edilmesinden sonra histopatolojik tetkikte "ameloblastoma" tanısı alan bir olgu sunulmaktadır. Daha radikal bir ameliyat önerisine 6 ay yanıt vermeyen hastanın, bu süre sonraki kontrolünde lezyonun gerilemesi üzerine ilk operasyondan yaklaşık 1 yıl sonra 1.5 cm.'e inen lezyon çıkartıldı. Olgunun kist duvarmda oluşmuş bir ameloblastoma olduğu anlaşıldı. 10 yıllık izlemde hiçbir yineleme bulgusu yoktur.
In this article a case 26 year-old female had |a cystic lesion in the right mandible extending from the first molar area to the coronoid process diagnosed as ameloblastoma by the histopathologic examination after the marsupialization with the dentigerous cyst as a preliminary diagnosis was reported. the patient did not accept our proposal for a radical operation for 6 months. After one year from he first operation the lesion, lessened to 1.5 cm, was removed. It was understood that the case was an ameloblastoma on the wall of the cyst. At the end of the ten years follow-up there is no reccurence.

LookUs & Online Makale