Tepecik Eğit Hast Derg: 2 (3)
Volume: 2  Issue: 3 - 1992
Hide Abstracts | << Back
CLINICAL RESEARCH
1.Eser Element Olarak Bakır ve İlgili Klinik Durumlar
Fazıl Aydın, Şükrü Ulusoy, Ziya Mocan, Hilal Mocan, Yusuf Uzun
doi: 10.5222/terh.1992.90162  Pages 260 - 264
Bakır önemli eser elementlerdendir. Demir metabolizmasında önemli rol oynar. Bakır eksikliğinde hipokrom anemi, nötropeni osteoporoz gibi klinik bozukluklar görülebilir. Bakır fazlalığı durumunda Wilson (Hepatolentiküler Dejenerasyon), akut ve kronik bakır toksisitesi gibi klinik durumlar oluşabilir. Serum bakır seviyeleri oral kontraseptif alan kadınlarda, gebelerde, Addison Hastalığında çeşitli kanserlerde, çeşitli enfeksiyon ve inflamatuar olaylarda, endemik guatr da artabilir.
Copper is one of the important trace elements. It has an important role in iron metabolism. In copper deficiency, hypocftromic anemia, neutropenia, osteoporosis like clinic defects can be seen. In copper excess clinical conditions such as Wilson's Disease (Hepatolenticular Degeneration), acute and chronic copper toxicity may arise. Serum copper concentration may increase in pregnant women, using oral contraceptives, Addison's disease, different kinds of cancers, infections, inflammatory events and in endemic goitre.

2.Şekerli Diabet Tedavisinin Geleceği
Ziya Günal
doi: 10.5222/terh.1992.73034  Pages 265 - 268
Diabet tedavisinde hızla yeni adımlar atılmakla birlikte, elimizdeki yöntemlerin henüz yeterli olmadığı bir gerçektir. Halen yürütülmekte olan çalışmalann yakın bir gelecekte daha iyi çözümler getireceği kuşkusuzdur. Bu yazıda gelecekte diabet tedavisinde kalkılan beklenen çalışmalardan söz edilmiştir.
New and swift improvements in the management of diabetes mellitus obviously have not provided ultimate solution, although hopes for better management are not in vain. This script covers new investigations that will contribute to the diabetes management in the future.

3.Non - Alcoholic Steatohepatitis
Zeliha Uslu
doi: 10.5222/terh.1992.42714  Pages 269 - 271
Histolojik olarak alkolik karaciğer hastalığına eşdeğer olan, alkol dışı nedenlere bağlı steatohepatitis sıklıkla obezite, diyabet, jejunoileal baypas ve ilaç alımında (Perheksilene maleate, aminodarone, kortikosteroid ve yüksek doz östrojen) gelişir. Histolojik bulgular büyük damlalı karaciğer yağlanması, hepatosilerde balonlaşma, Mallory cisimcikleri ve nötrofil infiltrasyonunu içerir. Patogenezi iyi anlaşılmamıştır. Yavaş seyirli olup siroza dönüşür.
Non alcoholic Steatohepatitis is histologically identical to alcolohic liver disease and occurs most commonly in obesity, diabetes, jejunoileal bypass and drug ingestion (perhexilene maleate, aminodarone, corticosteroids and high doses of estrogens). Histological findings include large droplet fatty change, balooning of hepatocytes and usually Mallory bodies and neutrophylic infiltration. The pathogenesis of steatohepatitis is poorly understood. Its course is no rapid, but eventually progresses to cirrhosis.

4.The Effects of Different Temperature Applications on Ischemic Rat Testes
Coşkun Büyüksu, Arif Kutsi Güder, Murat Sade
doi: 10.5222/terh.1992.65002  Pages 272 - 276
Testislerin kısa süreli iskemisinde, bu süre içinde soğuk tatbiki ile veya testislerin oda sıcaklığında tutulmasıyla meydana gelen histopatolojik değişiklikler değerlendirildi. Bu çalışmada 30 sıçan kullanıldı. Testisler 5-15-30 dakika süre ile iskemik hale getirildi. Bu süre içinde bir grubun sol testisleri buz ile soğutuldu, diğer gurubun sol testisleride skrotum dışına alındı. 60 gün sonra orşiektomi yapıldı. Testisler, tubulus çapı daralması ve etkilenen tubulus sayısını araştırmak için ışık mikroskobunda incelendi. İstatistiksel değerlendirmeler 5 dakika süreli sıcak iskeminin bile testis dokusuna zarar verebildiğini gösterdi. Soğuk iskemi zamanı, sıcak iskemiye göre daha uzundu.
The histopathological changes in testes were investigated during the short period ischemia of testes after cold application or after leaving in room temperature. Thirty rats have been used in this study. Testes have been kept isehemic for periods of 5,15 or 30 minutes. In this period of time the testes of one group were cooled with ice and the left testes of the other group were taken outside the scrotum. Orchiectomy was performed after 60 days and the testes were examined under light microscopy: for the narrowing of the tubulus diameter and the affected tubulus number. Statistical analysis revealed that very short period of isehemia may be harmful to the testicular tissue cold isehemia time was significantly longer than warm isehemia time.

5.The Effect of Antibiotic Lavage on Postoperative Peritoneal Adhesion Formation in Rats
Cazip Üstün, Arif Kökçü, Bedri Kandemir, Şükrü Çokşenim
doi: 10.5222/terh.1992.26539  Pages 277 - 280
Antibiotikli peritoneal lavajın postoperatif intraabdominal yapışıklık oluşumu ve periton reaksiyonu üzerine etkisi kontrol grubu ve diğer yıkama solusyonlan (Ringer Laktat, Serum Fizyolojik) ile karşılaştırıldı. Çalışma toplam 40 erişkin dişi sıçan üzerinde yapıldı. Antibiotikli solüsyon ile yıkanan grupta, diğer gruplar ile karşılaştırıldığında ortalama yapışıklık düzeyinin en yüksek, peritoneal reaksiyonun ise en şiddetli olduğu saptandı.
The effect of the peritoneal lavage with antibiotics on the posioperative intraabdominal adhesion formation was investigated as compared to the other washing solutions (Ringer's Lactate, Saline) and control group. The study was done on total 40 adult female rats. It was found out that the group irrigated by antibiotic solutions has a higher average adhesion formation and more peritoneal reaction as compared to the other groups.

6.The Role of Pelvic Ultrasonography in Evaluatton of Adnexal Masses
Cazip Üstün, Arif Kökçü, Erdal Çildağ, Mustafa Kır, Türkay Yalın, Şükrü Çokşenim
doi: 10.5222/terh.1992.37096  Pages 281 - 285
Bu çalışmada, Ondokuzmayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadm Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında pelvik kitle tanısı üe laparatomi yapılan 130 hastada preoperatif ultrasonografik bulgular ile postoperatif patolojik bulgular karşılaştırıldı. Ekojenite, çap, lokalizasyon, Douglas boşluğunda sıvı tanımlamada ultrasonografinin geçerliliğinin, Ki-kare analizinde, laparatomi bulgularından önemli bir farklılığı olmadığı saptandı.
At the present study, the correlation between preoperative ultrasound findings and postoperative pathologic findings were investigated in 130 patients who underwent exploratory laparotomy because of adnexal mass at department of Gynecology and Obstetrics, Faculty of Medicine, University of Ondokuzmayıs. There was no significant difference in Chi-square analysis of accuracy between ultrasonography and laparotomy findings in detection, estimation of echogenity, size, localisation of tumor and fluid in Douglas and ascites.

7.Serum Total Cholesterol Levels in Children
Fikret İşbilir, Bekir Aydın, Sadık Akşit, Göksun Şekerler, Serap Aksoylar, Işın Yaprak, Suat Çağlayan
doi: 10.5222/terh.1992.50440  Pages 286 - 291
Arteriosklerotik prosesin çocukluk yaşlarında başladığı konusunda literatürde geniş bilgivardır. Yüksek kan kolesterol düzeylerinin arterioskleroz için majör risk faktörü olduğu da bilinmektedir. Çalışmamızda, 4-13 yaş grubundaki 502 sağlıklı çocukta serum total kolesterol düzeyleri tayin edilerek cinsiyet ve yaşa göre persantilleri belirlenmiştir. Tüm olgulardaki ortalama kolesterol düzeyi: 145 mg/dl olup, her iki cinsin ortalama değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Ailelerinin sosyoekonomik durumlanna göre olgulan, kötü ve orta/iyi sosyoekonomik durumdakiler olmak üzere iki gruba ayırdık. Düşük sosyoekonomik çevreden gelen olguların oluşturduğu grupta ortalama kolesterol düzeyleri, orta/iyi sosyoekonomik çevreden gelen olgulara göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p<0.001). Düşük sosyoekonomik düzeyin, çocuklarda yanlış beslenme alışkanlıklan nedeni ile hiperkolesterolemi yönünden bir risk faktörü olduğu ve dikkate alınması gerektiği kanısına varılmıştır.
There is abundant evidence that the atherosclerotic process begins in childhood. Elevated blood cholesterol levels play an important role in the development of atherosclerosis. In the present study, we measured serum total cholesterol levels in 502 healthy children aged between 4 to 13 years and defined age and sex-specific percentiles. The mean total cholesterol level in overall group was 145 mg/dl. The difference in serum total cholesterol concentration between boys and girls was not statistically significant (p>0.05). We divided children into two groups according to the socioeconomic status of the families, those from lower socioeconomic group and those from middle/upper socioeconomic group. In the lower socioeconomic group, mean total cholesterol levels were significantly (p<0.01) higher than in the middle/upper socioeconomic group in boys and overall children. It can be stated that low socioeconomic status in itself is a risk factor for elevated blood cholesterol levels presumably due to wrong nutritional habits.

CASE REPORT
8.Inguin Al Hernia in Children: Results in 3119 Cases
Ahmet Arıkan, Şamil Kuday, Taner Gürbüz
doi: 10.5222/terh.1992.27657  Pages 292 - 296
SSK Tepecik Hastanesi Çocuk Cerrahisi Servisinde 1983 - 1990 yılları arasında herniorafi yapılan 3119 hastanın kayıtları retrospektif incelenmiştir. 1 yaş ve daha küçük hastalar, tüm hastalarımızın % 13'ünü oluşturmaktadır. Olgularımızın % 83'ü erkek, % 17'si kız, % 56,9'u sağ, % 33,9'u sol, % 9,2'si iki taraflı (bilateral) olduğu saptandı. Tek taraflı kasık fıtığı olan hastalardan hiçbirinde asemptomatik tarafının eksplorasyonu ve herhangi bir tanı yöntemi ile araştırılması yapılmadı. Bu hastalann % 5,8'inde karşı tarafta da kasık fıtığı oluştuğu saptandı. Ayrıca sol inguinal hernili kızlarda karşı tarafta fıtık gelişme olasılığının erkeklerden daha fazla olduğu izlendi. (6.7/20.2) Günübirlik tedavinin daha yaygın olarak kullanılması halinde küçük yaşlarda tedavi edilebilen hasta sayısının artabileceği gibi, daha az oranda inkarsere olmuş kasık fıtığı oranının azaltılabileceği vurgulanmıştır.
Clinical data on 3119 children that underwent hernia repair operation in the pediatric surgery clinic of the SSK Tepecik Hospital were analyzed retrospectively. Children younger than 1 year of age constituted 13 % of the total. 83 % of the cases were male, 17 % were female; 56.9 % were right-sided, 33.9 were left-sided and 9.2 % were bilateral. In cases where the hernia were unilateral, no further invastigation or exploration was done for the asymptomatic contralateral side. 5.8 % of these patients were found to develop inguinal hernia of the contralateral side. Addittionally, it was observed that female left-sided inguinal hernia patients had a higher risk of developing contralateral inguinal hernia when compared with males. (6.7 vs 20.2) It is also emphasized that more widespread use of outpatient surgery will increase the number of younger healed patients, and decrease the incidence of incarcerated inguinal hernia cases.

9.Suicidal Behavior I: Demographic Features And Risk Factors
Ahmet Dilsiz, Ferhan Dilsiz, Nurdan Ökten
doi: 10.5222/terh.1992.56751  Pages 297 - 302
Gelişmiş batılı ülkelerde önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kapsamlı biçimde incelenmekte olan intihar davranışı, son yıllarda ülkemizde de daha çok dikkati çekmeye başlamıştır. Bu yazıda 1991 yılı boyunca SSK Tepecik Hastanesine başvuran 118 intihar davranışı olgusu değerlendirilmiş, bu davranışın daha çok kadınlar, bekarlar, ergen yaş grubu, alt eğitim ve gelir düzeyinde gözlendiği saptanmıştır.
Suicidal behavior, that is studied thoroughly in developed countries as an important public health problem, has started to call attention in our country, nowadays. In this paper, 118 patients with suicidal behavior who were referred to SSK Tepecik Hospital during the year 1991 were investigated and it was observed that suicidal behavior is more prevalent in females, unmarried persons adolescents, and people of low educational and socioeconomic status.

10.Left Ventricular Diastolic Functions in Diabetics; Diastolic Time Intervals in Echophonocardiography
Moris Şen, Ziya Günal, Selçuk Yalçın
doi: 10.5222/terh.1992.56750  Pages 303 - 306
Bu çalışmada 33 normal ve 14 diabetikte sol ventrikülün diastolik fonksiyonları, diastolik zaman aralıkları ölçülerek incelenmiş, arka duvar erken incelme süresinin atrial sistol hariç diastol süresine bölünmesiyle elde edilen yeni bir parametre oluşturulmuştur (% 33 'e göre % 50 p < 0.05). Sonuçta izovolümetrik relaksasyon zamanının uzadığı, minimum boyut-mitral açılma süresinin uzadığı, arka duvar incelmesinin geciktiği ve genelde diabette hipertansif kalp hastalığında rastlanan değişiklikler türünden bir diastolik disfonksiyon bulunduğu saptanmıştır.
This study was designed prospectively to investigate the diastolic properties of the left ventricle with respect to timing of diastolic events by echophonocardiography in 33 normals and 14 diabetics. A newly devised, so called-posterior wall relaxation ratio was proposed as a diastolic index, which proved significant (33 % vs 50 % p<0.05). Prolongation of both the isovolumic relaxation time and minimum dimension to mitral valve opening were observed which lead to the conclusion that diabetic diastolic dysfunction is very much like the dysfunction of hypertensive hypertrophic heart disease.

11.Effects of Intrathecaliohexol on Serum Thyroid Hormone Levels
Süleyman Baykal, Savaş Ceylan, Haydar Usul, Akif Çinel, Kayhan Kuzeyli, Fadıl Aktürk
doi: 10.5222/terh.1992.70550  Pages 307 - 310
Çalışmamızda ioheksol ile myelografi yapılan 35 hastanın fizik ve nörolojik muayene sonuçları, myelo öncesi ve sonrası tiroid hormon seviyeleri incelendi. Myelografi sonrası 3 (% 8,57) hastada meningismus ve bir hastada ensefalopati tablosu gelişti. Olguların myelografi öncesi ve sonrası serum tiroid hormon seviyeleri arasında istatistiksel anlamda fark izlenmedi (p > 0.05).
In this study, we investigate the relationships between premyelographic and postmyelographic thyroid hormone levels and the physical and neurological findings in 35 patients after iohexol myelography. Three patients had meningismus and one had acute encephalopathy with the injection of intrathechal iohexol. There were no significant differences between pre and postmyelographic thyroid hormone levels (p>0.05).

12.Hashimoto Thyroiditis: Results in 22 Patients
Adam Uslu, Hüsnü Gürsu, Mehmet Hamdi Sakarya, Ahmet Nart, Mustafa Tireli
doi: 10.5222/terh.1992.15163  Pages 311 - 314
Hashimoto tiroiditi en sık karşılaşılan kronik tiroidit formudur. Bu çalışmada, guatr ön tanısı ile ameliyat edilen ve postoperatif patolojik tetkik sonucu Hashimoto tiroiditi tanısı konan 22 kadın hastanın sonuçları sunulmaktadır. Ameliyat öncesi 21 olgu ötiroid, 1 olgu hipertiroidikti. Olguların 14'ünde multipl nodül, 6'sında tek nodül, 2'sinde diffüz hiperplazi vardı. Hastaların 15'ine bilateral subtotal 1.5'ine unilateral subtotal, ikisine de bilateral totale yakın tiroidektomi yapılmıştır. Ameliyat sonrası 10-114 ay (ortalama 51.5) izlenen olgulardan 3'ünde nodüler tarzda Hashimoto tiroiditi nüksü görülmüş ve bunlar tiroksin tedavisiyle iyileşmişlerdir.
Hashimoto thyroiditis is the most common form of chronic thyroiditis. In this paper, we report the results of 22 cases operated for goitre whom postoperative pathological examinations revealed Hashimoto thyroiditis. 21 patients were euthyroid and one was hyperthyroid, preoperatively. Thyroidal hyperplasia was multinodular in 14, solitary nodular in 6 and bilaterally diffuse in 2 of the patients. Bilateral near total, subtotal and unilateral subtotal lobectomies were performed in 2, 15 and 5 patients, respectively. Postoperative follow-up ranged between 10-114 months with a mean of 51.5. Three patients had nodular recurrences of Hashimoto thyroiditis and were treated with L-thyroxin subtitutions.

13.Bir İnsülinoma'lı Olgu
Emir Dönder, Erhan Alaşehirli, Ali Akyol, Mete Ekşioğlu, Ramiz Çolak
doi: 10.5222/terh.1992.90672  Pages 315 - 318
Bildirdiğimiz olguda nöroglikopenik semptomlar hakim idi. Yanlışlıkla nöropsikiyatrik hasta diye tanı konarak 6 ay tedavi edilen hasta tümörün distal pankreatektomi ameliyatı ile çıkarılmasından sonra iyileşti.
Our case had dominant neurologlycopenic symptoms and was mistakenly diagnosed as a neuropsychiatric patient. She had been treated as a psychotic case for six months. She was completely well after the tumor resection by a distal pancreatectomy.

14.Intrauterine Device Penetrated Into Sigmoid Colon And Ovary
Erdal Aktan, Ferit Soylu, Nafi Yılmaz, Ahmet Önoğlu
doi: 10.5222/terh.1992.77089  Pages 319 - 322
Ektopik intraperitoneal yerleşimli bir rahim içi araç saptadığımız bir olguda bakırlı-T şeklindeki rahim içi aracın transvers kolunun sol over dokusu içinde ve vertikal kolunun ise overe yapışık olan sigmoid kolon içine penetre durumda olduğu gözlendi. Literatürde benzeri bir olguya raslanmamıştır.
In our case there was an ectopic intraperitoneal location of a Cu-T shaped intrauterine device of which the horizontal arm was completely in the left ovary, and the vertical arm penetrated into the sigmoid colon that was adherent to the left ovarium. We did not find any similar case in turkish and english medical literatüre.

15.Esophageal Obstruction Due To Foreign Bodies (Two Cases)
Ali Rıza Sanul, Ahmet Ömer Özütemiz
doi: 10.5222/terh.1992.80774  Pages 323 - 325
Acil servisimize, yuttukları et lokmasının sternum arkasında takılma yakınması ile başvuran iki hastada acilen endoskopik yaklaşımla akut özofageal obstrüksiyon saptanmış ve endoskop aracılığı ile tıkayıcı cisimler çıkarılmıştır. Bu iki olgu, endoskopi yönteminin yalnızca elektif tanı amacıyla kullanılmadığını göstermesi bakımından sunulmuştur.
Two patients, who had a morsel stuck behind sternum accompained with a chest pain and acute dysphagia, were admitted to our emergency unit. They had acute esophageal obstruction and the morsels were taken away by endoscopic means. The two cases presented here clearly show that endoscopic procedures are not destined for elective diagnostic use only.

16.A Case Of Traumatic Rupture Of Diaphragm
Hasan Sayhan, Hüsnü Gürsu, Mehmet Ali Kaptanoğlu, Zeki Karasu
doi: 10.5222/terh.1992.09815  Pages 326 - 328
Künt karın travması sonucu sol diyafragma rüptürü olan 30 yaşında bir erkek hasta takdim edilmiştir. Ameliyat öncesi tanı "Diyafragma Rüptürü" idi. Olguya transabdominal girişimle primer tamir yapıldı.
A 30 years old man with left sided diaphragmatic rupture due to blunt abdominal trauma is presented in this paper. The preoperative diagnosis was rupture of left diaphragm. The surgical approach was transabdominal and the defect was closed primarily.

17.A Painless Diagnosttc Method For Bilateral Breast Abscess: Ultrasonography
İpek Görer, Yiğit Özgenç, Ragıp Kayar, Süheyla Sarpay, Macit Özgediz
doi: 10.5222/terh.1992.40695  Pages 329 - 332
20 yaşında, 20 günlük bir lohusada bilateral meme absesi sunulmaktadır. Şiddetli ağrı nedeni ile palpasyona izin vermeyen hastada ultrasonografi ağrısız bir şekilde uygulanabilmiş ve tanıyı sağlamıştır. Dolayısıyla, ağrı nedeniyle klinik muayeneye izin vermeyen bir hastada, anestezi altında, muayene ve ponksiyon gereksinimi sonografi yardımı ile ortadan kaldırılmaktadır.
A patient suspected to have bilateral puerperal mammary abscesses and could not stand palpation due to severe pain, went through sonographic examination without any discomfort. In such patients, ultrasonography can exclude the necessity of performig the palpation and puncture procedures under general anesthesia.

18.The History of Medical Journals Published in Izmir 3. The Scientific Quality and Standarts of the Journals
Eren Akçiçek, Ragıp Kayar, Hidayet Çatal
doi: 10.5222/terh.1992.45164  Pages 333 - 340
İzmir'de yayınlanmakta olan 14 derginin pek azının makale düzeni tektip, kaynakları İndeks Medikus'a uygun ve yıl-volüm-sayfa ilişkisi doğru bulunmuştur (sırasıyla 2,1 ve 2 dergi). Dergilerin 10'unda makale kabul oranı % 90'ın üstündedir. Beş dergide bu oran % 100'dür. Dış incelemecilerin iç incelemecilerden sayıca üstün olduğu dergi sayısı yalnızca 6'dır. Dergilerdeki makalelerin % 35.8'i kurum dışından, yalnızca % 13'ü İzmir dışından gönderilmiş çalışmalardır. Dergilerin bir istisna dışında 13'ünün editöryel yorum, mektup ve ek tartışma yayınlamadıkları gözlenmiştir. Bu sonuçlar İzmir'deki tıp dergilerinde henüz bilimsel yayın standartları ve objektif kalite denetiminin yaygınlaşmadığını düşündürmektedir.
Only few of the 14 medical journals published in Izmir have been found uniform (2), to have appropriate references to Index Medicus (1) and to have good year, volume and number correlation (2). Acceptance rate of papers is above 90 percent for 10 journals. This rate is 100 percent for 5 journals. There are only 6 (% 43) journals in which the number of peer-reviewers outnumbers the in-home reviewers. 35.8 percent of 724 published papers are from outside the institution and 13 percent of papers are from outside the city. Almost any of the journals -with only one exception- do not publish an editorial comment, letter and opposite opinion (secondary discussion). These results have shown that there are not mostly scientific standarts and quality control in the periodicals published in Izmir.

LETTER TO THE EDITOR
19.
Mektuplar Yenidoğanda Skrotal Patoloji İnsidansı
Şeref Etker
doi: 10.5222/terh.1992.94830  Page 341
Abstract | Full Text PDF

OTHER
20.
Yanıt
Ahmet Arıman
doi: 10.5222/terh.1992.12244  Pages 342 - 343
Abstract | Full Text PDF


Copyright © 2021 The Journal of Tepecik Education and Research Hospital. All Rights Reserved.
Lookus & OnlineMakale