Tepecik Eğit Hast Derg: 9 (1)
Volume: 9  Issue: 1 - 1999
Hide Abstracts | << Back
CLINICAL RESEARCH
1.Sentinel Lymph Node Biopsy in Breast Cancer
Mehmet Ali Koçdor, Ömer Harmancıoğlu
doi: 10.5222/terh.1999.50487  Pages 1 - 9
Meme karserli hastalarda koltukaltında metastazm varlığı en önemli prognoz göstergesidir, koltukaltı diseksiyonu (KD) bu olgularda evrelemede halen uygulanmakta olan standart bir işlemdir. Ancak KD uygulanan olgular, oldukça yüksek komplikasyon oranına sahiptir. Son yıllarda, özellikle lenf metastazı bulunmayan olgularda KD'nun rolü tartışmalı bir konu haline gelmiştir. Sentinel lenf biyopsisi klasik KD karşısında bir seçenek olarak ortaya çıkmıştır. Sentinel lef düğümü (SLD), tümör çevresindeki lenf akımının ulaştığı ilk lenf düğümüdür. Bu düğüm tümör çevresine veya deri altına enjekte edilen boya ya da radyoaktif madde yardımı ile saptanabilir. SLD tümör içermediğinde diğer lenf düğümleri de olasılıkla salimdir. Yapılan çalışmalar, meme kanserlilerde vital boya ile gama sayıcılar birleştirildiğinde, SLD'nün daha doğru oranda endikasyon kilinik olarak lenf düğümü ele gelmeyen olgulardır. Yapılan çalışmalar da, başarı ve yanlış olumsuzluk oranları sırasıyla %65-98 ve %0-5 arasmda bildirilmektedir. Buna karşm, koltukaltı diseksiyonu, lenf düğümü metastazı bulunan olgularda halen yerel kontrolü en iyi sağlayan ve altın standart olan bir yöntemdir.
Axillary nodal status remains the most important prognostic indicator in patients with breast cancer. Axillary dissection (AD) has been the standard procedure for determining the nodal stage in breast cancer. However, the patiend who undergoaxillary dissection has became a controversial topic in breast cancer therapy especially in node-negative patiends. Sentinal lymph node biopsy (SLNB) has emerged as an alternative to AD. The sential lymphnode (SLN) is the first lymph node to receive lymphatic drainage from the tumor. It can be detected by injektion of vital blue dye or radioactive matherial around the peritumoral or subcutaneous regions. If the SLN does not contain tumor cells, probably rest of the other nodes in axilla are negative for tumoral involvement. Current data suggest that, using of the combination of the two techniques, vital blue dye and gamma detection yields the most accurate result in SLN detection for patiends with breast cancer. Success and false (negative ) rates are changes between 65-98 % and 0-5 % respectively, in many different clinics. As a conclusion, SLN biopsy may be an alternative metod to AD in clinically node-negative patients. However, axillary dissection still provide the best local control and has still been the gold standard in node-positive patients.

2.The Approach To The Fine Needle Aspiration Biopsy In Turkey
Ragıp Kayar
doi: 10.5222/terh.1999.24289  Pages 10 - 15
Türkiye'de memenin ince iğne aspirasyon biyopsi (İİAB) lerine ait ilk uygulama 1981 de yapılmıştır. 1990 öncesinde konuya ilişkin yalnızca 6 çalışma yayınlanırken 1990 sonrasında 22 çalışma yayınlanmıştır. İncelenen serilerde yetersiz materyal oranı %2.6-30.8, kuşkulu sitoloji %2-45.9, yanlış olumsuz %0-22.5 yanlış olumlu%0-40.4 ve doğruluk oranı %76.9-98.4 arasında değişmektedir. İİAB ve trukat biyopsinin kıyaslandığı iki seride anlamlı fark bildirilmemiştir. Sonuç olarak İİAB'leri ülkemizde yeni olmakla birlikte hızla yaygınlaşmaktadır.
The first Fine Needle Aspiration Biopsy (FNAB) of breast has been performed in Turkey in 1981. There are only 6 published studies about FNAB before 1990. The number is 22 after 1990. The review of studies revealed that the rate of inadequate material was betvveen 2.6-30.8%, suspected cases was between 2.0-45.9%, false negative was between 0-22.5%, false positive was between 0-40.4% and accuracy was betvveen 76.9-98.4%. Two studies that compared FNAB to tru-cut biopsy showed that there was no significant difference in results. Asa conclusion, although FNAB is new in Turkey, it becomes widespread quickly.

3.Radionuclid Imaging of The Breast (Scintimammographv)
Mücahit Atalay
doi: 10.5222/terh.1999.23169  Pages 16 - 23
Mamografi klinik olarak saptanamayan meme kanseri olgularını erken dönemde saptayabilen temel görüntüleme yöntemidir. Mamografi tekniklerindeki gelişmelere karşın mamografinin duyarlık ve özgülüğü sınırlıdır. Sintomamografi meme kanserini saptayabilen ve tümörün biyolojik özelliklerini tanımlayabilen basit, invaziv olmayan ve güvenilebilir, bir incelemedir. Hücresel değişiklikler ve kanlanmayı (Sestamibi, tetrafosmin, talyum), kalsiyum metabolizmasını (MDP), reseptör içeriğini; (Monoklonal antikorlar) doğrulukla gösterebilen farklı treysırlar (radyoaktif bileşikler) kullanılmıştır. Mamografide kuşkulu anormallikleri veya iri meme gibi tanı için mamografik olgularda, radyoimun sintomamografi selim-habis lezyon ayırımında kullanılabilir. Peptid reseptör sintomamografisi, tümörde özel reseptörlerin var olup olmadığını görüntüleme ile gösterebilen basit, duyarlı ve invaziv olmayan bir incelemedir. Sintomamografi meme kanserini ve koltukaltı lenf düğümü tutulumunu gösterebilen bir yöntemdir.
Mammography is the primary imaging modality used for early detection of clinically occult breast cancer. Despite the advances in mammographic techniques, mammography is still limited in both sensitivitivity and specificity. The scintimammography is a simple, noninvasive and accurate test to depict breast cancer and to characterize some peculiar biologic parameters. The different tracers currently used allow definition of cellurarity and perfusion (Sestamibi, tetraphosmin, tallium). The calcium metabolism (MDP), the receptor (octretide, hormones), and the antigenic profile (monoclonal antibodies). In patients with suspicious mammographic abnormalites or inconclusive mammographic findings, e.g. Dense breasts, radioimmune scintimammography could be used to separate benign from malignant lesions. Peptid receptor scintimammography is a simple, sensitive, noninvasive tool to show the presence or absence of spesific receptors on tumor invivo. Tc 99m labeled perfusion imaging agents can provide access to the functional evaluation of the multidrug resistance expression. Scintimammography is a promising procedure to detect primary breast cancer and axillary lymph node metastates.

4.Risk Factors Impacted in Local Recurrence After Conservative Surgery Plus Radiotherapy For Breast Cancer
Ragıp Kayar, Murat Çobanoğlu, Osman Güngör, Ümit Bayol, Asuman Güzelant, Recep Atçı
doi: 10.5222/terh.1999.11680  Pages 24 - 30
AMAÇ: Meme kanserli hastalarımızda koruyucu cerrahi sonrası yinelemede etkenleri geriye dönük incelemektir. GEREÇ ve YÖNTEM: Mayıs 1992-Eylül 1998 tarihleri arasındaki dönemde meme kanseri nedeniyle meme koruyucu cerrahi (MKC) uygulanan 316 hastadan verileri tam olan 300 (%95) hasta yerel yineleme yönünden araştırılmıştır. Meme kanserli hastalar ortalama 33.68 ay (2-84 ay) izlenmiştir. Olguların tümüne radyoterapi %96'sına kemoterapi ve %54'üne homonoterapi uygulanmıştır. BULGULAR: Hastaların 119'u 41-50 yaş grubunda (%39.6) olup ortalama yaş 46.9 idi. Olguların 149'u postmenopozal olup (%49.6) evre I'de 60 olgu (%20), evre ITde 156 hasta (%52), evre IH'te 72 hasta (%24) ve evre IV'te 12 hasta (%39) lampektomi ve koltukaltı diseksiyonu uygulanmıştır. Histopatolojik tip 208 hastada (%%69.3) invaziv duktal karsinom idi. 54 hastada (%18) cerrahi smırda tümör varlığı 86 hastada (2%29) yaygm intraduktal komponent (YİDK) varlığı saptanmıştır. 300 olgumuzdan 26'sında (%8.6) yerel yinelemevardı. Bunların dağılımı ise evre I'de 3 hasta (%4.9), evre Il'de 9 hasta (%5.7), evre IU'de 11 hasta (%15.7) ve evre IV'te 3 hasta (%25) şeklindedir. Kadranektomi uygulanan hastaların %6'sında, lampektomi uygulanan hastaların da %12.8'inde yerel yineleme görülmüştür. Yineleme daha çok invaziv lobüler korsinom gru- bunda görüldü. Cerrahi sınır tutulumu olan grupta %27.7 olan yineleme oranı, sınır salim gurupta %4.4 idi. YİDK içeren gurupta yerel yineleme%22 olmasına karşın YİDK içermeyen gurupta %3 idi. Yerel yinelemeye kemoterapinin uygulanmadığı grupta daha sık rastarımıştır. SONUÇ: Yerel yinemede etkili risk faktörleri "Multivariate-Stepvvise Logistic Regresion" testi ile karşılaştırıldığında; cerrahi sınır tutulumu, yaygm intraduktal kompenent ve ileri evre (III-IV) nin bağımsız risk faktörleri olduğu anlaşılmıştır.
AIM: Three-hundred patient with breast cancer undergoing conservative surgery plus radiotherapy were evaluated retrospectively for the factors causing local recurrence. MATERIAL and METHOD: Patient data were evaluated retrospectively in the regard of age, menauposal status, surgical techngque of conservation,y surgical margin status, extensive intraductal component (EIC), histologic type of tumour, TNM staging and adjuvant therapies all patients were observed between 2-84 months (median 33.7) months) RESULTS: The rate of local recurrence was 4.9 percent in stage I (61 patients), 5.7 percent in stage II (157 patients), 15.7 percent in stage III (70 patients) and 25 percent in stage IV (12 patients). CONCLUSION: Age, menauposal status, surgical tehnique, histologic type of tumor, had no the significant role in the risk of local recurrence. Surgical margin, Extentisive intraductal companend (EIC) and advanced stage (III-IV) had a statistically significant risk for local recurrence.

CASE REPORT
5.The Evaluation of Insitu Componentin Invasive Ductal Carcinoma By Image Analysis (40 Cases)
Nil Çulhacı, Tülay Canda, Hüseyin Baloğlu, Dilaver Demirel, Nadir Arıcan, Hakan Çermik, Mehmet Karaman
doi: 10.5222/terh.1999.82921  Pages 31 - 37
AMAÇ: Duktal karsinoma in situ (DKİ) invaziv meme karsinomiarmda öncül bir lezyon olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada tümörün biyolojik davranışı hakkında hızlı ve objektif bir değerlendirme sağlayan görüntü analiz sistemi incelenmiştir. Ayrıca görüntü analizmde kullanılabilecek hücre süspansiyonu ve parafin blok kesitleri karşılaştırılmıştır. GEREÇ-YÖNTEM: 40 olgunun parafin blok kesitleri ve hücre süspansiyonları görüntü analizi sistemiyle değerlendirilmiştir. Her olgunun dansitometrik, morfometrik, yapısal özelliklerle ilişkili 10 parametre ve DNA ploidisi çalışılmıştır. Ayrıca olgular Van Nuys Sınıflaması ile tekrar sınıflandırılmıştır. BULGULAR: Van Nuys grup 1, 2, 3 olgular ve DNA ploidisi arasında far saptanmamıştır, fakat Grup 3 un alan, çap, perimetre ve bend (değişikliği sağlayan) enerji değerleri Grup 1, 2 ile karşılaştırıldığında istatistiksel farklılık anlamlıdır. SONUÇ: DKİ'nun nükleer derecesi yüksek, nekrozlu komedo tipinin diğerlerinden farklı özellikli olduğu objektif olarak ortaya konmuştur. Aksiler ketastaz ve DNA ploid isinde bu fark görülmemiştir. Bu; aksiler tutulumlu olmayan olgulardaki yinelenmeleri açıklayabilir. Ayrıca görüntü analizi için kullanılan her iki yöntemin de uygulanabileceği sonucuna varılmıştır.
AIM: Ductal carcinoma in situ (DCIS) is regarded as the precursor of invasive breast carcinoma. In this study we investigated the use of image analysis system which has provided an objective and reproducible evaluation of the tumors biological behavior. Also two methods of image analysis system, celi suspension and paraffin embedded tissue sections were compared. MATERIAL-METHODS: Formaline-fixed paraffin embedded tissues and their cell suspensions of the 40 cases were evaluated by the image analysis system. 10 parameters related to dansitometric, morhometric, textural characteristics and DNA ploidy were computed for each case. We classified these cases by Van Nuys Classification, a different prognostic classification system. RESULTS: There was no significant relation between Van Nuys group 1, 2, 3 and DNA ploidy (p>0,05), but area, perimeter, diameter, bend energy values of group 3 were statistically different from group 1 and 2. CONCLUSION: It has been objectively shown that DCIS with comedo-type necrosis and high nuclear grade has different properties than the other types. There was no differentiation between DNA ploidy and axillary metastasis. It may explain the recurrences in the cases with no axillary metastasis. We also concluded that both methods can be used for image analysis.

6.Has Fine Needle Aspiration Biopsy (Fnab) Replaced Excisional Biopsy in The Diagnosis Of Solid Breast Lesions?
Hürriyet Turgut, Ümit Bayol, Bilge Tarcan, Can Varılsüha
doi: 10.5222/terh.1999.78242  Pages 38 - 41
AMAÇ: Meme solid kitlelerin tanısında ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) eksizyonel biyopsinin yerini almış mıdır sorusuna yanıt bulabilmek amacı ile laboratuvarımız arşivinde geriye dönük bir çalışma yaptık. GEREÇ-YÖNTEM: Laboratuvarımız arşivinde 1996-1998 yılları arasında kayıtlı toplam 4556 hastaya ait 4856 meme materyalinin 3807 (%78.3) si sitolojik materyal niteliğinde olup, bunun da %76.4 (2909) ünü İİAB oluşturmaktadır. Geriye kalan 1049 olgu (%23.6) cerrahi materyal niteliğindedir. BULGULAR: Cerrahi materyalin 674'ü eksizyonel biyopsidir. Eksizyonel biyopsilerin 226'sı fibroadenom, 43'ü jinekomasti, 28'i lokal nüks ve 35'i de intraduktal papillom, absede yangı v.b. nedenlerle tedaviye yönelik biyopsiler olup, geriye kalan biyopsi sayısı 448 dir. Bu 448 eksizyonel biyopsinin ayrıntılarına inildiğinde; Olguların 242'üne (%54) eksizyon öncesi İİAB biyopsisi uygulanmıştır. İİAB sonuçları 193 olguda fibroadenom, 5 olguda jinekomasti, 9 olguda yerel yineleme ve 35 olguda da intraduktal papillom, absede yangı vb. lezyonları yansıttığından, bu olgulara sitopatolojik endikasyon sonucu eksizyonel biyopsi uygulanmış olduğu görülmüştür. Bu durumda gerçek tanısal eksizyonel biyopsi sayımızın 202 olduğu saptanmıştır. SONUÇ: Çalışmamız, üç yılık süre (1996-1998) içerisinde arşivimizde kayıtlı tanı amaçlı 2909 İİAB ne karşılık tanı amaçlı 202 eksizyonel biyopsinin varlığını ortaya koymuştur.(İİAB/Eksizyonel biyopsi: (2909/202=6.9) Bu sonuç hastanemizde meme kitlelerinin tanısında ilk yöntem olarak İİAB'nin benimsenmiş olduğunu gösterir niteliktedir.
AIM: There is a growing movement in favor of Fine Needle Aspiration Biopsy(FNAB) over excisional biopsy among clinicians at our hospital in diagnosis of solid breast lesions. We evaluated the trend of procedure selection in the pathologic diagnosis of solid breast masses at our institution. MATERIAL AND METHOD: 4856 breast specimens (all surgical specimens, FNAB, nipple discharge, cyst aspirations, etc.) from 4556 patients in our archive between 1996-1998 were rewiewed retrospectively. RESULTS: There were 4856 breast specimens at our arehive between 1996-1998. 3807 of them were cytological specimens out of which 2909 (76%) were FNAB. 1049 (23%) were surgical biopsy material, out of which 674 were excisional biopsies. Diagnosis in the excisional material were as follovvs: Fibroadenoma 226, gynecomastia 43, local recurrence 28, and intraductal papilloma, mastitis, etc. 35. These excisional specimens were all from curative surgical procedures. From 448 excisional biopsies; 242 (54%) had FNAB before surgery. The results of FNAB were; fibroadenoma in 193, gynecomastia in 5, local recurrence in 9, intraduetal papilloma, mastitis in 35 cases. The true number of the diagnostic surgical biopsy was 202. CONCLUSION: Our study reveals the fact that we only had 202 diagnostic surgical specimens compared to 2909 FNAB specimens in the last three years (FNAB/diagnostic excisional biopsy: 2909/202=6.9). The result indicates that FNAB is being chosen as the first procedure in the diagnosis of solid breast lumps at our institution.

7.The Importance Of The Experience in The Fine Needle Aspiration Biopsy Of The Breast
Cüneyt Akaoğlu, Atilla Örsel, Evren Durak, Binnur Önal, Sümer Deniz
doi: 10.5222/terh.1999.92009  Pages 42 - 45
Bu ileriye dönük çalışmada meme kitlelerinde ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) ile yeterli örneklemede elde edilmesinde deneyimin rolü araştırıldı. Üç grup oluşturuldu. Cerrahi asistanları İİAB'yi önce 100 hastada deneyimli bir uzmanla (A grubu) birlikte uyguladı. Belirli bir deneyim kazanan bu asistanlar daha sonra 200 hastada tek başına (B grubu) İİAB yaptı. Kontrol grubu olarak düşünülen asistanlar tarafından yapılan uygulama ise C grubunu oluşturdu.Üç grupta da İİAB sırasmda kitle boyutu ve yerleşimi dikkate alınmadı. Yetersiz örnekleme oranlarının A grubunda, B ve C gruplarına göre daha düşük olduğu görüldü (%4'e karşın %13 ve %19). Buna karşın, cerrahi asistanlarının belli bir deneyim kazandıktan sonra çalıştığı B grubundaki yetersiz örnekleme oranı da, C grubuna göre daha düşüktü (%13'e karşı %19).
In this prospective study, the role of experience in obtaining sufficient samples made by fine needle aspiration biopsy (FNAB) was investigated. Three groups were formed (group A, B and C). In group A (n: 100), surgical residents initially performed FNAB under control of an experienced general surgeon. Then, the residents who have gained experienced made this procedure by themselves at 200 patients (group B). In group C (n: 100), that thought as a control group, FNAB was performed by unexperienced surgical residents during routine outpatient clinic working of a training hospital. In all of these groups, dimensions and localization's of breast masses were not taken care off. In ratios of insufficient sampling in group A was lower than group B and C (4% versus 13% and 19%, respectively) and identically lower in group B of experienced residents than the group C (13% versus 19%).

8.Reliability of Cytopathology in The Diagnosis of Breast Lesions
Hürriyet Turgut, Ümit Bayol, Bilge Tarcan, Can Varılsüha, Merter Keçeli
doi: 10.5222/terh.1999.44116  Pages 46 - 50
AMAÇ: Hastanemizde meme lezyonlanrun tanısında 10 yılı aşkın süredir kullanılmakta olan ve sonuçlan yönünden klinisyenin güvenini kazandığına inandığımız sitopatolojik yöntemlerin [înce İğne Aspirasyon Biopsisi (İİAB), kist aspirasyonu, meme başı akıntısı (MBA)] güvenirliğini kontrol etmek amacı ile geriye dönük bir çalışma yaptık. GEREÇ-YÖNTEM: Laboratuarımız arşivinde 1996-98 yıllarında kayıtlı 100 Modifiye Radikal Mastektomi (MRM), 92 koruyucu cerrahi (KC), 14 basit mastektomi (BM) ve 7 mamaplasti materyali olmak üzere toplam 213 olgunun morfolojik sonuçları ve cerrahi girişime neden olan tanısal yöntemler gözden geçirildi. Olguların 176 (%82) sının sitopatolojik yöntemlerle (ÜAB;kist asp.), 37 (%18) sinin eksizyonel biopsi ile tanı almış olduğu görülmüştür. 176 olgudan 184 sitolojik materyal incelenmiş olup, sonuçlar ameliyat tiplerine göre değerlendirildiğinde: KC uygulanan olguların %89 u, mamaplasti uygulanan olguların %100 ünde tanının sitopatolojik olarak konulduğu, KC grubunda sitopatoloji duyarlılığının %94, özgüllüğünün ve pozitif tahmin değerinin %100 e ulaştığı, MRM grubunda sitopatolojik duyarlılığın %97, pozitif tahmin değerinin %100 olduğu dikkati çekmiştir. Mamaplasti-SM grubunda özgüllük, duyarlılık ve pozitif tahmin değeri %100 bulunmuştur. SONUÇ: Sitopatolojik tanıya dayalı olarak meme cerrahisi uygulanmış 176 olgu için sitopatoloji özgüllüğü %100, duyarlılığı %96, pozitif tahmin değeri %100 dür.
AIM: We planned a retrospective study to test the sensitivity, specivity, and positive predictive value of cytopathological procedures (fine needle aspiration biopsies, cyst aspirations, nipple discharges ) vvidely used by the clinicians in our hospital during the last 10 years. STUDY DESIGN: Diagnostic procedures preceeding the surgical intervention and histopathological results of 213 cases, recorded in our archives during the years 1996 -1998 were reviewed. Of the 213 cases, 100 were modifieD mastectomy, 92 conservatiye surgery, 14 simple mastectomy, and 7 mammA plasty specimens. RESULTS: One hundred and seventy - six ( 82 % ) of the cases were diagnosed by cytopathology (fine needle aspiration biopsy, cyst aspiration ) and 37 ( 38 % ) by excisional bi- opsy. Of the 176 cases, 184 cytopathological specimens were studied. Results according to the type of the surgical procedures are listed: Eight - for % of the conservative surgery cases and 100 % of the mammaplasty cases were diagnosed cytopathologically. In the conservative surgery group sensivity of cytopathology was found to be 94 %, specifity and positive predictive value approached to 100 %. In the modified radical mastectomy group, sensitivity of cytopathology was 97 % and positive predictive value was 100%. In the mammaplasty - simple mastectomy group sensitivity specifity, and positive predictive value was 100 %. CONCLUSION: In the 176 cases diagnosed cytopathologically and treated by surgery, sensitivity of cytopathology was found to be 96 %, specifity 100 %, and with a positive predictive value of 100 %. Cytopathology in the diagnosis of breast lesions has a high rate of sensitivity, specifity and reliability in our institution.

OTHER
9.Domestic Citation Rates of Turkish Papers on The Subject of Breast Diseases
Ragıp Kayar
doi: 10.5222/terh.1999.59839  Pages 51 - 54
AMAÇ: Türk araştırmacıların yazdıkları makalelerde yerli kaynakları ne oranda dikkate aldığı araştırıldı. GEREÇ VE YÖNTEM: Son 5 yılda Türk araştırıcıların meme hastalıkları konulu 420 makalenin kaynaklar bölümü incelendi. Kaynaklarda yerli makalelerin sayıları saptandı. Yazar'(lar) m kendi çalışmaları ile kitap veya kitap bölümlerinin kaynaklarında yeralan yerli kaynaklar dikkate alınmadı, oüdı BULGULAR: İncelenen 420 makaleden 392'si Türkçe, 28'i ingilizce'dir. İngilizce makalelerin 19'u yabancı, 9'u türkçe dergilerde basılmıştır. 420 makaleden 61'inde (%14.5) yerli makalelere atıf yapıldığı gözlenmiştir. Bu oran 1994 yılında %12.6 iken, 1995,96,97 ve 98'de sırasıyla %14.3, %14.0, %15.3 ve %16.7 olmuştur. 5 yıl sonunda atıf oranındaki artış yalnızca %4.1 olmuştur. SONUÇ: Meme Hastalıkları konusunda çalışan Türk yazarları makalelerinde büyük oranda (: 85.5) yabancı kaynakları yeğlemektedir. Sön 5 yılda bu eğilimde ciddi bir değişim gözlenmemiştir. ÖNERİ: Türkçe yazdıklarımızın dikkate alınmasını istiyorsak yerli kaynakları daha sık dik kate almalıyız. Editörler yerli kaynakların daha sık kullanılmasını desteklemeli ve sağlamalıdırlar.
Four hundred and twenty Turkish papers on the subject of breast diseases during were evaluated. They were published between 1994-98 Only 61 of them (14.5 percent) had turkish citation. The percentage of domestic citation increased from 12.6 percent to 16.7 percent duning that period. The domestic citation rates of turkish writers on the subject of breast diseases were changed insignificantly during last 5 years.


Copyright © 2021 The Journal of Tepecik Education and Research Hospital. All Rights Reserved.
Lookus & OnlineMakale